Show TV Magazin
  • Dolar
    9,6278
    Dolar
  • Euro
    11,1566
    Euro
  • Altın
    556,680
    Altın
  • Bist-100
    1,52
    Bist-100
  • ADANA
    16/22°
    ADANA
  • ANKARA
    7/16°
    ANKARA
  • ANTALYA
    20/25°
    ANTALYA
  • BURSA
    10/17°
    BURSA
  • ISTANBUL
    14/16°
    ISTANBUL
  • IZMIR
    10/22°
    IZMIR
  • KONYA
    8/16°
    KONYA
Facebook Twitter
ANA SAYFA GÜNDEM SİYASET EKONOMİ DÜNYA SPOR MAGAZİN KÜLTÜR-SANAT SAĞLIK TEKNOLOJİ MEDYA
Kılıçdaroğlu,  Burak Elmas ile bir araya geldi
Kılıçdaroğlu, Burak Elmas ile bir araya geldi
13 sanığa zorla getirilme kararı
13 sanığa zorla getirilme kararı
TFF Başkanından MHK açıklaması
TFF Başkanından MHK açıklaması
Onur Akay'dan bir gazetecilik dersi daha
Onur Akay'dan bir gazetecilik dersi daha
9 Ekim 2021 Cumartesi - 10:20

Cumhuriyet Yemeği'nde Atatürk Sofrası

Salih Aluş ve Rasim Aydın… Meslekten el ve eteklerini çekmiş iki eski gazeteci. Aktif oldukları yıllarda mesleğin iki lezzeti. Damaklara yer etmiş iki özel tat. Gelişigüzel haberlerin değil kalıcı ve konuşulan haberlerin mimarı iki gazeteci.

Cumhuriyet Yemeği nde Atatürk Sofrası

 

CEMAL BİLGE

İSTANBUL - Özellikle Salih Aluş son dönem polis muhabirliğinin adı hafızalara kazınmış ismi. Nam-ı diğer Sarı Tilki. Avını gidebildiği yere kadar kovalayan ve yakaladığında işini oracıkta bitiren bir gazeteci. Kimseye eyvallahı olmayan.

Şimdilik Rasim Aydın ismini şöyle bir kenara koyalım. Bugün masaya yatıracağımız isim Salih Aluş olsun. Mesleki tecrübesi, ilkeleri, hayata bakışı ve damarlarında dolaşan kanıyla Salih Aluş’u anlatalım sizlere.

Polis muhabirliğinin kişilikli, karakterli, adam gibi adam olan ismidir. Bugünün iletişim öğrencilerinin hayatını ve mesleki başarılarını bilip öğrenmeleri gereken usta bir gazetecidir Aluş.

GECE KARTALI BİR SARI TİLKİ SALİH ALUŞ

Zirvede olduğu yıllarda ‘Gece Kartalı’ derlerdi O’na. Yalnız çalışmayı severdi. Bir çok olayı tek başına kovalar, sonuçlar ve gazetesinde yayınlandığında İstanbul’da hatta Türkiye’de depremlere vesile olurdu yaptığı haberleri.

Görev yaptığı gazetesinin İstanbul’da ki gururuydu Aluş. Polis olayları dendiğinde akla ilk gelen üç isimden birisiydi. Dik duruşu, kimseye tamah etmeyişi, her zaman doğruları konuşmasıyla dikkat çekti Salih. Son derece dürüst oluşu bazen geri tepti ait olduğu camiada. Fakat hiçbir zaman taviz vermedi doğruları konuşmaktan.

DOĞRUDAN SAPAN HERKESİ ELEŞTİRİYOR

Sadece meslektaşlarını eleştiren bir isim değildi. İstanbul’da görev yapan il Emniyet müdürleri dahil kamuda görev yapan herkese karşı aynıydı. Yanlış yapan ve doğruları çarpıtanların hatalarını yüzlerine vuran ve bunu yapmaktan da asla geri adım atmayan bir gazeteciydi Aluş.

“- Neden böylesin?”

“- Neden böyleyim, güzel bir soru. Böyle olmamalı mıyım? Böyle olmam bir yanlış mıdır benim ve sizlerin hayatlarımızda? Doğru değil midir böyle olmam. Hayatın klişe düzenini reddetmem ve yaşamı gerçekler üzerine oturtmam suç mudur bu alemde?”

“- Değil tabi ama fazla doğrucu olman ait olduğun camialarda can sıkıyor”

“- O zaman o insanlarda canlarının sıkılmasını istemiyorlarsa başta yakın çevreleri olmak üzere toplumun her kesimine yalanları dayatmak yerine doğruları anlatsın doğruları konuşsunlar. Onlar doğruları konuştular da ben yanlış mısınız dedim? ”

“- Demedin tabi ki. Fakat senin aşırı doğru olman bazı meslektaşlarının polisle olan iyi ilişkilerine zarar veriyor”

Gülümsüyor Salih Aluş. Boşuna tilki denmiyor Salih’e. Neyi anlatmak istediğimizi çakıyor ve leb demeden bir solukta başlıyor anlatmaya

“- Heee şu mesele! Anladım, anladım. Bak Cemal Bilge seninde bildiğin bir olayı ve konuyu bir kez de gazetede ki okurların için anlatayım da insanlar bilsin bazı şeyleri.”

“- Anlat tabi, dinliyorum”

“- O yıllarda İstanbul İl Emniyet Müdürü Hasan Özdemir’di. Basınla ilişkileri iyi idi. Taki şube muhabirleri olarak bizi Nazlı Çelik’e satana kadar.”

“- Nasıl yani?”

“- İstanbul yine bir terör olayı ile sarsılmıştı. Yenibosna’da İBDA-C örgütüne mensup 5 kişi bir polisimizi şehit etmiş ve İstanbul bu olaydan dolayı bir hayli gerilmişti. Aradan günler geçti O zaman ki adıyla Siyasi Şube Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, polis memurumuzu şehit eden faillere ulaşmış ve düzenlediği bir operasyonla katil zanlılarını ele geçirmişti.”

“- Eeee”

“- Buraya kadar her şey normal Cemal Bilge. Normal olmayan olaylar, bundan sonra başladı ve o zaman da benim tepem attı.”

“- Neydi canını sıkan hadise?”

“- Ben ve gazeteci arkadaşlarım operasyonu yakından takip ediyorduk. Bir takım haberler alıyorduk fakat İl Emniyet Müdürü Hasan Özdemir operasyonla ilgili toplu bir açıklama yapılacağını söyleyerek kimsenin bunu önceden yazmamasını istedi. Biz de riayet ettik, yazmadık.”

“- Eeee sonra?”

“- Ulan, bir gün emniyetin yemekhanesindeyiz, oturuyoruz. O sırada televizyondan bir alt yazı geçiyor. “Yenibosna’da bir süre önce şehit edilen polis memurunun katil zanlısı oldukları iddia edilen 5 örgüt üyesi İstanbul Polisi’nin düzenlediği bir operasyonla ele geçti”

“- Eeee”

“- Aynı alt yazıda haberin gün içinde Nazlı Çelik yönetiminde ki ana haber bülteninde yayınlanacağı yazıyordu.”

“- Eyvah! Satıldınız”

“- Hem de ne satılmak? Biz gazeteciler operasyonu yazmayacağız diye söz veriyoruz, bunu bizden isteyen il emniyet müdürü Hasan Özdemir öte yandan haberi bir tek Nazlı Çelik’e veriyor.”

“- Eyvah eyvah”

“- Eyvah ki hem de ne eyvah. Biz bilsek böyle bir satış olacağını yazmaz mıydık? Yazardık haliyle ama müdüre güvendik ve yazmadık. Oda bizim kendisine duyduğumuz güveni suistimal etti ve operasyonun haberini bir tek Nazlı Çelik’e verdi”

“- Yapma be “

“- Biz de uğradığımız bu haksızlığa tepki amaçlı müdüre tavır koyduk. Bu olayın üzerinden birkaç gün geçmedi ki, dönemin içişleri bakanı İstanbul Emniyeti’ne geldi. Biz de bakan beyin ve müdür Hasan Özdemir’in düzenledikleri basın toplantısına girmedik ve uğradığımız ihanetin bedelini böyle yaparak ödetmiş olduk”

“- Ne oldu peki?”

BÖYLE OLUR GAZETECİNİN İNTİKAMI

“- Koskoca bakan, geldiği İstanbul Emniyet müdürlüğü binasında düzenlenen basın toplantısında karşısında gazeteci görmeyince Özdemir’e yüklendi. Daha ne olsun” diyor ve basıyor kahkahayı…

KÜSKÜNLÜK YÜZÜNDEN BIRAKTI MESLEĞİNİ

Bu ve buna benzer hatıralarla dolu Salih Aluş. Hayatında yalana rastlanılamayacak gazetecilerin belkide en başında gelir ismi. Mesleğinde uğradığı haksızlıklar erken emekliliği getirdi Aluş’a ve kesti attı gazetecilikle olan bağlarını bir kalemde. Küstürdüler anlayacağınız. Emekli olduktan sonra da bir daha yüzüne bakmadı mesleğin.

CUMHURİYET YEMEKLERİ DÖNEMİ BAŞLIYOR

Sonra Rasim Aydın adında bir başka gazeteci arkadaşıyla el ele verip Türkiye’de bir ilki başlattılar kaşla göz arasında. Dönem dönem bazı değerlerimizin istismar edildiği süreçler yaşarız, arada bir de olsa. Bunlardan birisi de son yıllarda Cumhuriyet’imizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün büst ve heykellerine yapılan saldırılardır ilk akla gelen.

BU DA BİR TEPKİ ASLINDA

Aluş’un, yanlış olaylar karşısında, verdiği tepkisi bir kez daha çıktı ortaya. Balkan asıllı olan Salih Aluş, Mustafa Kemal’in doğduğu toprakların çocuğudur özünde. Dolayısıyla bir çoğumuzun kıymetlisi olan Atatürk’ün yeri bir başkadır Aluş’un gönlünde.

Sıkça gerçekleşen saldırılar üzüyordu Salih’i ve ekürisi Rasim’i. Başbaşa verip tepki koymak istedi iki kafadar. Bundan tam 7 yıl önce Cumhuriyet Yemeği adı altında bir organizasyon tertip ettiler 29 Ekim tarihli bir günde. Günler öncesinden sosyal medyadan duyurdular yemeği ve amacını. İlgi büyük oldu. Dediler ki:

“- Demek ki bizim gibi düşünen insan sayısı çokmuş bu ülkede”

İlk yıl düzenledikleri Cumhuriyet Yemeği’ne katılım beklenenin çok üzerindeydi. Sonrasında ve ondan sonra ki yıllarda organizasyona ilgi büyüdükçe büyüdü. Salih ile Rasim İstanbul gibi bir metropolde Atatürk’ü seven birilerinin olmasından memnuniyet duydular. Yemeğe gelenlerse İstanbullu gazetecilerdi. Fakat il dışından katılımlarda olmuyor değildi hani.

BU YILA İLAVE ATATÜRK SOFRASI DA VAR

İlk yemekten bugüne 6 koca yıl geçti. Bu yıl 7’incisi yapılacak olan Cumhuriyet Yemeği’nin diğerlerinden bir farkı da bu sene Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına özel bir masa hazırlanacak. O masaya Atatürk’ün sevdiği meze, içecek ve yemekler konacak. Anlayacağınız her yıl özenle düzenlenen Cumhuriyet Yemekleri’ bu yıl davetlilerin karşısına bir de Atatürk Sofrası ile çıkacak.

BU YILIN ŞANSLI MEKANI BALAT’TA

Her yıl değişik mekanlarda düzenlenen yemeğin bu yıl ki adresi Balat’ta bir restoran. Mekan sahiplerinde tatlı bir telaş gözleniyor. Mekan çalışanları patronundan garsonuna, aşçısından komisine 29 Ekim’e kilitlenmiş. Bütün işletmelerin her yıl yapılması için kendilerinin tercih edilmesini ısrarla bekledikleri bir gündür Cumhuriyet Yemekleri etkinliği.

Cumhuriyet ve Atatürk’ün birlikte yad edildikleri yılın en özel yemeği sonuçta. Gelenlerde gazeteci olunca mekan sahipleri için farklı bir gece, farklı bir heyecan anlamını taşıyor haliyle.

ŞARKILAR VE YEMEKLER HEPSİ ATATÜRK

Atatürk’ün sevdiği şarkıların çalınmasıyla başlayacak olan gecede büyük kurtarıcının hayatında ‘Olmazsa olmazlarım’ dediği bütün yemek ve mezeler arz-ı endam edecek o gece.

Türkiye’nin en elit mesleğini yapanlar (Gazeteciler) o gece Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i anlatacaklar birbirlerine. Gazi’nin sevdiği şarkıları seslendirecekler yemek süresince. Dedelerinin bu vatanın kurtarılmasında yaşadıkları acıları hatırlayacaklar.

DUYGU SAĞANAĞI YAŞANACAK

Gözler nemlenecek ama nem, gözlerdeki pırıltının önünü kesemeyecek. Sonu büyük bir zaferle biten savaşın kulaktan kulağa bugünlere kadar gelen hatıraları uçuşacak yemek boyunca mekanın duvarları arasında.

Kimileri hamdedecek, kimileri şükredecek bugünlerine. Minnetle anacaklar Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve askerlerini.  

“- Torunlarınız olarak ne kadar şanslıymışız sizin gibi dedelerimiz olduğu için” diyecekler

GECEYE DAMGAYI İZMİR MARŞI VURACAK

Sonra gelsin gecenin sonunda tüyleri diken diken eden İzmir Marşı. Bir elde bayraklar bir elde Atatürk resimleri eşliğinde.

İşte böyle bir gece olacak Cumhuriyet Yemekleri gecesi. Merakla gelinip, coşkuyla gidilecek bir gece olacak. Ve herkes veda ederken birbirine şunu diyecek gayri ihtiyari :

“- Bitmemeliydi be, bitmemeliydi bu gece. Gel de şimdi 365 tane gün say, bir sonraki Cumhuriyet gecesine”

 
Alice Goodwin: Ronaldo tipim değil
 
Kuvvetli yağış ve rüzgar...
YORUMLAR
 Onay bekleyen 2 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Fatih Portakal Demirören'e patladı :
Gazeteci Fatih Portakal’dan Pandora Papers belgelerinde ismi geçen Demirören ...
Bekir Coşkun'un adı kütüphanede yaşayacak
Balıkesir Ayvalık Belediyesi, geçen yıl kaybettiğimiz, yeri doldurulamayacak ...
Şahan Gökbakar bu, yapar mı yapar
TRT Spor spikerinin Türkiye A Milli Kadın Hentbol Takımı'nın oynadığı ...
 
Muhabirlikten televizyon patronluğuna
Kimi üniforması ve tabancasıyla, kimi beyaz gömleği ve kravatıyla, kimisi ...
Kendisini yeğeniyle aldatan karısından af diledi!
Ece Üner'in yaptığı Susma programında yıllar önce yayınlanan Aşk-ı Memnu ...
Nedir şu Yılmaz'ın demokrasiden (!) çektiği
SÖZCÜ yazarı Yılmaz Özdil, kendisi için 'öldüklerinde cesetleri camilerimize ...
 
RTÜK'ten FOX Tv'ye inceleme başlatıldı
RTÜK, Başak Demirtaş'ı konuk eden FOX TV hakkında inceleme başlatıldığını duyurdu.
"O Artık Altın Kelebek Değil Şampuan Ödülü"
Medya Ombudsmanı Faruk Bildirici, sanatçıların Altın Kelebek Ödülleri'nden ...
Demirören Medya Grubu'ndan açıklama
Demirören Medya'dan çalışanlarını sevindirecek haber geldi. Yapılan maaş ...
 
YAZARLAR
ÇOK OKUNANLAR
PUAN DURUMU
ÇOK YORUMLANANLAR
ARŞİV
Show TV Magazin
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri